Dinlemenin Görünmeyen Yükü

İnsanları dinlemeyi çok seviyorum. Yaşanmışlıkları, yaşama ihtimalleri olan olayları ve bazen de öylesine edilen sohbetleri… İnsanların bana bir şey anlatması, içimde hep aynı hissi uyandırıyor: “Demek ki bana güveniyor.” Aynı zamanda, o kişinin benim yanımda ne kadar rahat olabildiğini hissediyorum.

Birinin anlattıklarıyla birlikte gülüp onunla aynı anda üzülebilmek beni gerçekten mutlu ediyor. Fakat zamanla çok dert dinlemenin bende bir yan etkisi olduğunu fark ettim. Çünkü ben, insanları mutlu ederken mutlu olan biriyim.

Peki bu yan etki neydi?

İnsanları dinlerken fazla empati yapıyordum. Onların dertlerine, belki de anlatandan daha çok üzülüyordum. Yardım edemediğim zamanlarda ise kendimi suçlarken buluyordum. Bunu fark etmemi sağlayan şeyler; yoğunluk hissi, sebepsiz hüzün ve uykusuzluk oldu.

Sonra kendi kendime şu soruyu sordum:
“Peki buna nasıl bir çözüm bulacağım?”

Uzun süre düşündüm ama kesin bir cevap bulamadım. Yine de insanların hüzünlerinden çok mutluluklarına odaklanmaya çalışıyorum. Başaracağıma da inanıyorum.

Bir başka soru daha var aklımda: İnsanlara yardım etmek beni neden bu kadar mutlu ediyor?

Sanırım bunun sebebi, benim herkese derdimi kolay kolay anlatamıyor oluşum. İçime attığım şeyleri, insanlar bana içini dökerken bir şekilde eksilmiş gibi hissediyorum. Onların rahatladığını görmek, sanki benim de biraz hafiflememi sağlıyor.

İnanıyorum ki bir gün ben de içimde biriktirdiklerimi anlatıp rahatlayacağım. Ama galiba bende biraz “yük olma korkusu” var.

Yine de çözümün ilk adımının anlatabilmek olduğuna inanıyorum.

Yorum bırakın