
Dünyaya bakmak istediğimiz pencere; aslında hayattan bir şekilde uzaklaşıp kendimize “dur” dediğimiz yerdir. Gerçeklikten uzaklaşıp kendi hayal ettiğimiz, kendi inşa etmek istediğimiz bir evren gibi… Düşlerimiz, umutlarımız ve hatta küçükken kurduğumuz o hayali oyunlarımız; hepsi bu pencerenin ardında saklı.
İnsan bazen sadece o dünyaya sıkışıp sadece orada kalmak istiyor değil mi? Acısız, kaygısız, mutlu olduğumuz, yeni düşler kurduğumuz o yerde… Kalbimizi ufka açtığımız, kimsenin bizi yargılamadığı o yer.
İnsan bazen sadece kendini dünyanın yorgunluğundan, o kirli düşüncelerden ve insanların o ağır bakışlarından korumak istiyor. Gün sonunda biriken o hayal kırıklıklarından sıyrılmak, kendine ayırdığı o kısıtlı vakitte özgürleşmek istiyor. Sadece özgür olmak, sadece mutlu olmak… Öyle işte.

Yorum bırakın